NobleBlocks

Istanbul Provincial Health Directorate

governmentIstanbul, Istanbul, Türkiye

Research output, citation impact, and the most-cited recent papers from Istanbul Provincial Health Directorate (Türkiye). Aggregated across the NobleBlocks index of 300M+ scholarly works.

Total works
13
Citations
42
h-index
4
i10-index
0
Also known as
Istanbul Provincial Health Directorateİstanbul İl Sağlik Müdürlüğü

Top-cited papers from Istanbul Provincial Health Directorate

RADYASYONUN ZARARLI ETKİLERİ HAKKINDA HASTALARIN BİLGİ DÜZEYİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: BİR HASTANE ÖRNEĞİ
Özden Güdük, Cenk Hilmi Kılıç, Özlem Güdük
2018· Adıyaman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi9doi:10.30569/adiyamansaglik.430175

Amaç: Bu çalışma hastanelerde sağlık hizmeti alan hastaların, teşhis ve tedavi sırasında maruz kaldığı radyasyonun insan vücuduna zararları hakkında bilgi düzeyini ölçmek ve aynı zamanda bu bilgiye hangi kanal vasıtasıyla eriştiklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışma Mayıs- Eylül 2017 tarihleri arasında İstanbul’ da bir kamu hastanesinde bilgisayarlı tomografi, angiografi, radyografik görüntüleme, nükleer tıp tedavisi gibi iyonize radyasyon içeren işlem yaptıran 100 hastadan anket yolu ile elde edilen veriler ile yapılmıştır. 19 ifadeden oluşan ankette yer alan ilk 5 soru yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve aylık gelir gibi demografik özellikleri ölçmeye yönelik olarak sorulmuştur. Elde edilen veriler için yapılan güvenilirlik analizi için cronbachalpha katsayısı 0,786 olarak bulunmuştur. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiki yöntemler ve bağımsız örneklerde t testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon testi kullanılmıştır. Bulgular: Elde edilen sonuçlara göre hastaların %76’sı istenilen radyolojik tetkikin zararlı radyasyon içerdiğini düşündüğünü ve en çok röntgenin zararlı radyasyon içerdiğini belirtmişlerdir. Radyasyon zararları hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu ifade edenlerin oranı %63 olarak görülmüştür. Radyasyon hakkında bilgiyi hangi kanaldan aldınız sorusu 10 ifadeden oluşan çoklu seçenek olarak sorulmuştur. Bu soruya cevap olarak en yüksek oranda (%22.9) “medya” seçeneğinin işaretlendiği görülmüştür. “İşlemi yapan sağlık personeli bilgilendirdi” seçeneği %12.8, “ailem bilgilendirdi” seçeneği %12.3 ve “doktordan bilgi aldım” seçeneği %11.9 olarak ifade edilmiştir. Ankete katılan hastaların radyasyonun zararları hakkında bilgi düzeyini ölçme amaçlı olarak sorulan 7 ifadeye (5’li likert) verilen cevapların aritmetik ortalaması ise 3.86 olarak yüksek oranda bulunmuştur. Sonuçlara göre hastaların radyasyon hakkında farkındalığı yüksek olsa da, işlemi yapan sağlık personelinin bilgilendirmesi beklenirken kişilerin medya ve aile çevresinden bilgi aldığı görülmektedir. Sonuç: Araştırma sonuçlarına göre ankete katılan hastalardan % 24’ünün radyasyonun zararlı olmadığı seçeneğini seçmesi göz ardı edilmemelidir. Ayrıca radyasyonun zararları hakkında bilgiyi nereden aldınız şeklinde çoktan seçmeli olarak sorulan ifadelere en yüksek oranda (%22.9) medya cevabı seçildiği görülmektedir.

Evde Sağlık Hizmetlerinde İnformal Bakım Verenlerin Bilgi ve Beceri Düzeyinin Belirlenmesi
Özden Güdük, Özlem Güdük, Yaşar Sertbaş
2020· Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi4doi:10.26453/otjhs.744878

Amaç: Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan hastaların yakınlarının bilgi ve beceri durumunun değerlendirilmesidir. Materyal ve Metot: 2019 yılı Ocak-Mart ayları arasında ziyaret edilen 616 hastanın yakınına ulaşılmıştır. Araştırmacılar tarafından literatür taraması ile oluşturulan anket uygulanmıştır. Analizlerde SPSS Statistics 22 programı kullanılmıştır. Bulgular: Bakım verenlerin %74,2’si 34-65 yaş grubunda ve %84,4’ü kadındır. Katılımcıların %63’ü hastanın birinci derece akrabası olup, %44,9’u ilköğretim okulu ve altında eğitim seviyesine sahiptir. Bakım verenlerin %85’i hasta bakımı konusunda eğitim almadığını ifade etmiştir. Hastaların %46,5’inin tam bağımlı olduğu ve %20,8’inde dekübit ülseri geliştiği saptanmıştır. Katılımcıların yarısı (%50,5) 3 yıldan daha az süredir bakım vermekte, % 69,2’si gün içinde 17-24 saat arası bakım görevini üstlenmektedir. Bakım verenin bir ay içerisinde hasta bakımı yapmaksızın kendisine ayırdığı gün ortalaması 2,24 (±4,77)’ bulunmuştur. Bakım verenlerin tıbbi cihazların kullanımı, bakımı, temizliği ve arızalanması durumunda yapılacaklar konusunda bilgilerinin az olduğu görülmüştür. Hastanın uyması gereken diyeti, kullandığı ilaçlar ve hijyen bakımı ile ilgili ifadelerin en yüksek bilgi düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Bakım verenin eğitim seviyesi, yaşı, hastaya bakım verdiği süre ve daha önce başka bir hastaya bakım vermiş olma durumunun sahip olduğu bilgi/beceri üzerine etkili olduğu bulunmuştur. Sonuç: Hasta yakınlarının bilgi ve beceri düzeyinin yükseltilmesi, hastanın alacağı bakımın kalitesini yükseltecek ve hastayı olumsuz sağlık koşullarından koruyacaktır.

AKILCI İLAÇ KULLANIMI FARKINDALIK ÇALIŞMALARININ BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİ SUNUMUNDA ETKİSİ THE EFFECT OF AWARENESS STUDIES RATIONAL DRUG USE ON THE PRIMARY HEALTH CARE INSTITUTIONS
Saadet Peksu, Esra Şahin, Abdullah Emre Güner
2020· Zeynep Kamil Tıp Bülteni3doi:10.16948/zktipb.689416

AKILCI İLAÇ KULLANIMI FARKINDALIK ÇALIŞMALARININ BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİ SUNUMUNDA ETKİSİ Amaç: Akılcı İlaç Kullanımı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yanlış ve gereksiz olarak uygulandığında halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorundur. Bu etkiler arasında hastalık ve ölüm oranlarında artış olması, ilaçların yan etki riskinin artması, kaynakların yanlış tüketilmesiyle sonuçta temel ilaçlara bile ulaşılabilirliğin azalması, acil ve temel ilaçlara karşı gelişebilecek dirence dayalı olarak, tedavinin ekonomik ve sosyal maliyetinin artması sayılabilir. Bu bağlamda dünyada “Akılcı İlaç Kullanımı (AİK)” çalışmaları başlatılmıştır. Ülkemizde Sağlık Hizmetlerinin 1/3 ü Birinci Basamak Sağlık Kurumları tarafından verilmektedir. Birinci Basamak Sağlık Kurumlarında görev yapan sağlık çalışanlarının Akılcı İlaç kullanımında etkisi büyüktür. Bu kurumlardan en önemlisi Aile Sağlığı Merkezleridir. Akılcı İlaç Kullanımı farkındalık çalışmaları kapsamında kamu spotları, afiş ve broşürlerle halkın bilgilendirilmesi, halk eğitimleri, sağlık çalışanlarına yönelik eğitimler ve hızlı antijen kitlerinin kullanılması gibi birçok çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada İstanbul ilinde Aile Hekimlerine yönelik yapılan farkındalık çalışmalarının Akılcı İlaç kullanımına etkisi değerlendirilmiştir. Yöntem: Araştırma 2014-2015- 2016 ve 2017 yıllarında İstanbul ilinde Aile Sağlığı Merkezlerinde yazılan reçete bilgilerinin yer aldığı Reçete Bilgi Sisteminden retrospektif olarak alınan verilerin karşılaştırılması ile yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Çalışmada hasta ve hekimlerin kişisel bilgileri yer almamış, sadece reçete sayıları ve oranları kullanılmıştır. Bulgular: 2017 yılında Birinci Basamak Sağlık Kurumlarına müracaat oranı %31.5 iken, İkinci ve Üçüncü Basamak Sağlik Kurumlarına müracaat oranının % 68.5 olduğu , Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Kurumlara göre dağılımında da % 95.16 oranında Aile Sağlığı Merkezlerinden hizmet alındığı görülmüştür. İstanbul ilinde Aile Sağlığı Merkezlerinde 2014 yılında yapılan muayenelerin % 60.53’ üne, 2015 yılında % 57.12’ sine, 2016 ‘da % 56.89’ una, 2017 ‘ de % 50.53’ üne reçete yazılmıştır. Yazılan bu reçetelerin 2014 yılında % 31.57 ‘ ine , 2015 yılında % 30.92 ine, 2016 yılında % 30.09’ ine, 2017 yılında ise % 25. 65’ ine antibiyotik reçete edilmiştir. 2017 yılı antibiyotik reçete yazma oranı Türkiye ortalaması % 29.2‘dir. Sonuç: 2017 yılında İstanbul’ da Aile Sağlığı Merkezlerinde yazılan reçete ve antibiyotik yazılan reçete sayıları 2014, 2015,2016 yıllarının verileri ile karşılaştırıldığında daha düşüktür. 2017 yılında İstanbul ilinde Aile Sağlığı Merkezlerinde antibiyotik reçete yazma oranı % 25.65 olmuştur ve yapılan farkındalık çalışmalarının etkisi olduğu görükmekle beraber, çalışmaların devam etmesi gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler:Akılcı İlaç Kullanımı; Aile Hekimliği; THE EFFECT OF AWARENESS STUDIES RATIONAL DRUG USE ON THE PRIMARY HEALTH CARE INSTITUTIONS Objective: Rational Drug Use is a serious problem affecting public health when applied wrongly and unnecessarily in our country as well as in the whole world. These effects include increased morbidity and mortality rates, increased risk of side effects of drugs, reductions in accessibility to essential drugs, even by misuse of resources, based on resistance that can develop against emergency and basic drugs, increased economic and social costs of treatment. For these worldwide, accounting media works was started. In Turkey, 1/3 of Health Services is provided by Primary Health Care Institutions. Health workers working in primary health care institutions have a great effect on Rational Drug use. Family Health Centers are the most important of these institutions. Therefore Public works, public information, posters and brochures, public trainings, trainings for health workers and the use of rapid antigen kits have been made. In this study, the effects of awareness studies on the use of Rational Drug in Istanbul were evaluated. Method: The research was conducted in Istanbul between 2014-2015- 2016 and 2017, It is a cross-sectional study which is done by comparing the data obtained from the Prescription Information System which contains the prescription information written in Family Health Centers. In this study, personal information of patients and physicians were not included, only prescription numbers and rates were used. Results: Application rate 31.5% of the Primary Health Care Instıtutıons in 2017. Application rate 68.5% of the hospitals, Application rate 95.16 % of the Family Health Centers. 60.53% of the medical examinations in Family Health Centers in 2014, 57.12% in 2015, 56.89% in 2016, In 2017, 50.53% of them were prescribed. Antibiotics were prescribed to 31.57% in 2014, 30.92% in 2015, 30.09% in 2016 and 25. 65 % In 2017. Prescribing antibiotics prescription rate is 29.2% average in Turkey in 2017. Conclusion: Prescription and antibiotic prescriptions in Family Health Centers in Istanbul in 2017 are lower compared to 2014, 2015, 2016.Rational Drug Use awareness studies have had a positive effect on prescription and antibiotic prescription rates in Family Health Centers in Istanbul. In 2017, the rate of antibiotic prescribing in Family Health Centers in Istanbul was 25.65% and Turkey is below the average. The impact of awareness studies is great. It is important that studies continue. Key Words: Rational Drug Use; Family Doctor

SAĞLIK KURULUŞLARININ KARŞILAŞTIĞI FİNANSAL SORUNLARIN TESPİTİ VE SORUNLARA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Eda Özen, Emine Müge Çetiner
2019· Finans Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Dergisi3doi:10.29106/fesa.580651

Sağlık kuruluşları, ülkede uygulanmakta olan sağlık sisteminin yapı taşı olup finansal açıdan etkin yönetimi sağlık reformlarının etkisiyle günümüzde daha çok önem kazanmıştır. Sağlık kuruluşlarının temel amacı, kişilerin hasta olmaları durumunda zamanında erken tanı ve hedefe uygun tedavisini gerçekleştirerek kişinin en kısa zamanda sağlıklı olmasını sağlamaktır. Ancak bu hedefine ulaşmak isteyen sağlık kuruluşları, eldeki sınırlı olan kaynaklarını etkili ve verimli bir şekilde kullanması gerekmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, sağlık sektöründe faaliyet gösteren kamu ve özel sağlık kuruluşlarının mevcut uygulamalardan kaynaklanan finansal yönetim sorunlarını incelemek ve önem derecelerini ortaya koyarak finansal yönetim sorunlarının çözümüne yönelik önerilerde bulunmaktır. Mevcut uygulamada bulunan sağlık sisteminin son dönem reform çalışmaları olan Genel Sağlık Sigortası, Sağlıkta Dönüşüm Programı ve bu reform çalışmalarının yasal düzenlemelerini içeren Sağlık Mevzuatını konu alan bu çalışmada evrenimizi Bakırköy, Bahçelievler ve Gaziosmanpaşa bölgesinde faaliyet gösteren kamu hastaneleri ile özel hastanelerin yöneticileri ile finans alanında görev yapan diğer mali ve idari birim çalışanları oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Araştırmada örneklem seçilmemiş, tüm evrene ulaşılmaya çalışılmıştır. Veriler ise Bağımsız Örneklem T-Testi ve ANOVA Tekniği ile analiz edilmiştir. Anket yoluyla elde edilen verilerin analiz sonuçlarına göre, bir takım reform girişimleri sonucunda ortaya çıkan Genel Sağlık Sigortası ve Sağlık Uygulama Tebliği, Sağlıkta Dönüşüm Programı ile bu reform çalışmalarının yasal düzenlemelerini içeren Sağlık Mevzuatı ile ilgili sorun görme düzeyi orta ve yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda sağlık sistemine ilişkin bir takım öneriler sunulmuştur. Araştırma sonuçları, devletin ileriye yönelik sağlık alanında uygulamaya koyacağı politikalara yön vermesi açısından önemlidir.

İstanbul’da Göçmen Sağlığı Merkezlerinde Sunulan Sağlık Hizmetlerinin Değerlendirilmesi
Abdullah Emre Güner, Mustafa HATİPOĞLU, Erdoğan KOCAYİĞİT, Esra ŞAHİN +2 more
2022· Turkish Journal of Family Medicine & Primary Care2doi:10.21763/tjfmpc.1015852

Giriş: Göç, siyasi, ekonomik, dini ve toplumsal sebeplerle insanların yaşadıkları yerleşim yerlerini terk ederek başka bir yerleşim yerlerine gitme durumudur. Göç eden insanlar, ya hayatlarının geri kalan kısmını geçirmek ya da belli bir süre geçtikten sonra yeniden yerleşim yerlerine dönmek üzere yer değiştirirler. Bu durum göç edilen ülkede bir çok yönden yeni düzenlemeler gerektirdiği gibi, sağlık konusunda da önemli bir politika belirleyicisi olmuştur. Özellikle 2009 yılından sonra göç olayları artmış, Suriye Cumhuriyeti iç savaşı ile birlikte Türkiye ve diğer komşu ülkelere de göç akını başlamıştır. Bunlardan en önemlisi de göçmenlerin sağlık hizmeti alabilmeleridir. Bu amaçla ülkemizde Göçmen Sağlığı Merkezleri kurulmuştur. Bu çalışma, İstanbul ilinde aynı dili konuşan hekim ve sağlık çalışanlarından oluşan Göçmen sağlığı Merkezlerinden (GSM) hizmet alan göçmenlere yönelik verilen hizmetlerin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma kesitsel, tanımlayıcı nitelikte olup analitik bir çalışmadır. Veriler SPSS 26.0 programında analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistiklerinde ortalama, standart sapma, medyan en düşük en yüksek frekans ve oran değerleri kullanılmıştır. Bulgular: Göçmen Sağlığı Merkezlerine göçmenlerin % 63’ ü genel muayene için gelmektedir. %46,8’ı başka hiçbir sağlık kuruluşundan hizmet almamaktadır. Diğer birimlerden en fazla psikolojik danışmanlık hizmeti almaktadırlar(%52). Katılımcıların %55,1’i Suriyeli doktorlara muayene olmaktan , %50,9’u Suriyeli hemşirelerden hizmet almaktan çok memnun olduklarını belirtmişlerdir. Sonuç: Yapılan çalışma sonucuna göre, göçmen vatandaşlar sunulan hizmetlerden genellikle memnun olduğu görülmektedir. Bunda en çok kendi dillerini konuşan hekim ve hemşirelerin olması, merkezlerde tercümanların olmasının büyük payı vardır. Hastalar için anlaşılır olmak tedavi başarısında son derece önemlidir. Göçmen vatandaşların büyük çoğunluğunun, sadece göçmen sağlığı merkezlerinden sağlık hizmeti alıyor olmaları da memnuniyetin bir göstergesidir. Göçmen sağlığı merkezlerinin hayata geçirilmesi ile göçmen vatandaşların birinci basamak sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanması sağlanmıştır.

ACİL SAĞLIK HİZMETLERİNDE POSTÜRAL ANALİZ: OWAS, RULA, REBA SONUÇLARININ KARŞILAŞTIRILMASI
Melek Hatiboglu, Özkan Ayvaz, Ahmet Tasdelen
2024· Ergonomi1doi:10.33439/ergonomi.1411694

Bu çalışma acil sağlık hizmetleri çalışanlarının çalışma duruşlarının kas iskelet sistemi ana eklemleri üzerinde oluşturduğu postüral yükleri ve işle ilgili KİS yaralanma riskini analiz etmeye odaklanmıştır. Postüral analizde; OWAS, RULA ve REBA gözlem yöntemleri kullanılmış ve analiz sonuçlarına göre üç yöntem karşılaştırılmıştır. Araştırmanın evreni, İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri istasyonlarında görevli Acil Tıp Teknisyenleri/Teknikerleridir. Postüral analiz sonuçlarına göre referans alınan çalışma duruşlarının REBA ve RULA yöntemlerine göre risk seviyesi ‘Çok Yüksek’ düzeydedir. OWAS analizine göre ise çalışma duruşlarının eylem seviyesi kararsız bir dağılım göstermiştir. REBA ve RULA yöntemi ile analiz edilen çalışma duruşlarında postüral stres gövde-boyun-bacak bölgelerinde daha belirgindir. OWAS'ın boyun bükülmesi, omuz yüksekliği, üst kol, alt kol ve bilek açılarına duyarsız kaldığı görülmüştür. Bulgular, üç yöntemden REBA’nın bu çalışmanın koşulları altında postüral stresi tahmin etmek için en iyi analiz aracı olabileceği sonucuna götürmüştür.

CLINICAL AND EPIDEMIOLOGICAL CHARACTERISTICS OF CUTANEOUS LEISHMANIASIS CASES IN ISTANBUL
Neşe Yakşi, Hatice İkiışık, Abdullah Emre Güner, İşıl Maral
2021· Eskişehir Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Halk Sağlığı Dergisi1doi:10.35232/estudamhsd.897287

Cutaneous leishmaniasis (CL) is a vector-borne disease characterized by skin lesions healing with an atrophic scar. Istanbul is a high-risk province for CL due to internal and international immigrants. The aim of this study is to determine the clinical and epidemiological characteristics of CL cases in Istanbul. In this descriptive study, we evaluated the Cutaneous leishmaniasis cases in Istanbul between June 1st, 2014 and May 31st, 2015. The ethics committee and instutional permissions were received. Frequency analysis were used for data analysis. The study was carried out with 197 CL cases. Percentage of patients under 18 years old was 52%. Seventy-seven percent of cases were Syrian and most of them had no passports. Household average number was six. Percentage of individuals with a CL lesion at household in the last year was 23%. Sixteen percent of cases reported a recent visit to Southeastern Anatolia and 55% of them reported that the lesions appeared after the visit. About half of cases had more than one lesion. Face (43.7%) was the most commonly affected. The lesions of 74 cases (38%) appeared before living in Istanbul. Health Directorates of the districts where Syrian immigrants live in Istanbul should screen Syrian immigrants in terms of CL periodically. Also improving living conditions, drying of stagnant water areas, use of mosquito nets, wearing long-sleeved clothes, diagnosis, and effective treatment of CL are recommended methods for CL control.

Kadınların Prenatal Kayıp Durumunda Ebelerden Beklentileri
Hülya AYÇİÇEK, Ayden Çoban
2021· Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi1doi:10.34087/cbusbed.753720

Amaç: Bu araştırmada kadınların prenatal kayıp durumunda ebelerden beklentilerini belirlenmiştir. Gereç ve Yöntem: Araştırma analitik kesitsel olarak Eylül 2015 - Temmuz 2019 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı 24 Aile Sağlığı Merkezi (ASM)’nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya ASM’lere başvuran, araştırmaya katılmayı kabul eden 20 yaş ve üzeri evli olan 434 kadın alınmıştır. Bulgular: Kadınların yaş ortalaması 37,4±12,0 yaş, %39,9’u ilkokul mezunu, %65,7’si ev hanımı, eşlerinin %39,8’i ilköğretim mezunu, %42,6’sı serbest meslek sahibi olduğu belirlenmiş ve %50,7’sinin geliri gidere denk algıladığı, %86,6’sının sosyal güvencesinin olduğu saptanmıştır. Kadınların %94,9’unun gebelik geçirdiği, %45,6’sının gebelik kaybı yaşadığı bulunmuştur. Yaşanılan gebelik kaybının nedeni sorgulandığında; %34,0’ünün kayıp nedenini bilmediği belirlenmiştir. Kadınların bu süreçte sağlık kuruluşuna başvuru oranı %86,6’dır. Sağlık kuruluşunda kendisi ile ilgilenen sağlık personelinin kim olduğu sorgulandığında; kadınların %7,8’i bu kişinin ebe olduğunu ifade etmiştir. Gebelik kaybına ilişkin kadınların %37,9’u danışmanlık almıştır. Kadınların %55,4’ü gebelik kaybı ile ilgili ebelerin yaklaşımını bilmiyorum şeklinde yanıtlamış ya da soruyu cevapsız bırakmıştır. Prenatal kayıp yaşayan kadınlar ile kayıp yaşamayan kadınların ebelik yaklaşımına ilişkin olumlu iletişim, izlem ve bakım beklentisi her iki grup bakımından benzer bulunmuştur. Psikolojik destek, danışmanlık ile eğitim beklentilerine bakıldığında ise gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır. Sonuç: Araştırmada, tüm kadınların ebelerden olumlu iletişim, izlem ve bakım beklentisi olduğu ancak prenatal kayıp yaşayan kadınların bunlara ek olarak psikolojik destek, danışmanlık ve eğitim beklentilerinin kayıp yaşamayan kadınlara göre daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beklenti, ebelik, kadın, ölüm, prenatal kayıp, yas

Evaluation of the Effect of Inferior Oblique Myectomy on Corneal and Anterior Segment Parameters
Ömer Faruk Yılmaz, Müslüm Toptan, Özgür Çakıcı, Halit Oğuz
2023· Sakarya Medical Journaldoi:10.31832/smj.1361283

Purpose: This study aimed to evaluate the effect of inferior oblique myectomy (IOM) surgery on the cornea and anterior segment. Methods: The sheimpflug corneal topographies of 56 eyes of 33 patients who underwent IOM were analyzed at preoperative, postoperative 1 week, 1 month, 3 months, and 6 months. Astigmatism degree (Cyl), astigmatism axis (Ax), K1, central corneal thickness (CCT), anterior chamber depth (ACD), anterior chamber volume (ACV), iridocorneal angle (ICA), and horizontal visible iris diameter (HVID) were evaluated. Results: The mean corneal Cyl, K1, ICA, ACD, and HVID did not change after IOM (p=0.671, p=0.377, p=0.431, p=0.588, p=0.795, respectively). There was a statistically significant change in Ax (p=0.025). The right Ax decreased, and the left Ax increased the most at 1 month (p=0.025, p=0.882, respectively). Ax increase was also detected in the left eye that was not operated on. The mean CCT increased and mean ACV decreased at 1 month (p=0.588, p=0.270, respectively), but these changes returned to preoperative values at 3 months. Conclusion: The manifestation of anterior segment alterations and intorsion in both eyes following inferior oblique myectomy may contribute to diminished visual acuity and the potential onset of amblyopia. These alterations merit consideration during the assessment, and if deemed necessary, the provision of new spectacles should be considered as a preventive measure against anisometropic amblyopia.

GÖRME KAYBI OLAN YETİŞKİN BİREYLERİN SAĞLIK OKURYAZARLIĞI DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Ayışığım AYYILDIZ, Funda Büyükyılmaz
2022· DergiPark (Istanbul University)

Objective: The study was planned as descriptive to evaluate the health literacy levels of individuals with visual loss. Materials and methods: The study was conducted with adult individuals with visual loss identified using a simple random sampling method, in the Ophthalmology Polyclinic of a city hospital in Istanbul between March 2021 and March 2022 (N=100). The research data were collected using the "Information Form" and the "Health Literacy Scale-HLS", which included questions on demographics and vision loss of individuals. In collecting the data with face-to-face interviews, the questions were read one by one and the responses of the individuals were recorded by the researcher. The data were collected in approximately 10-15 minutes. The data obtained were evaluated by descriptive statistical methods (number, percentage, mean, standard deviation), independent t-test, one-way analysis of variance (ANOVA) test, and Bonferroni test. Results: It was determined that the mean age of the individuals participating in the study was 65.24±12.78, the majority of them were women (52.0%), primary school graduates (37 .0%), married (64.0%) and lived with their families (89.0%), lived in a metropolitan area (87.0%), retired (48.0%), had a lower income than expenditure (83.0%), had health insurance (93.0%) and chronic illness (80.0%). In addition , it was determined that the HL (Health Literacy) scores of the individuals with vision loss were at the lowest level and the total score was moderate (61.35±14.84) in terms of "understanding information". Additionally, it was observed that age, education and working status affected the HLS status (p<0.01). Conclusion: In line with these results; It is recommended that nurses determine their health literacy levels while planning care and education for visually impaired individuals and develop practical applications for the needs of individuals.

The Role of Personal Knowledge Management on the Effects of Self-Leadership to Transformational Leadership: A Study on the Public Healthcare Managers
İpek Eroğlu, Nüket Saracel
2022· Journal of International Health Sciences and Managementdoi:10.48121/jihsam.1153092

In the present era called the information age, also known as the digital age, healthcare managers have to deal with many challenges besides trying to adapt to the rapidly changing micro and macro-environment affected by the pandemic. Currently, digitalization and hybrid work ecosystem are on the rise requiring healthcare managers to effectively use self knowledge management tools to lead themselves and be able to lead their staff members by inspiring, encouraging and motivating them transforming their staff members creating value for all. However, there is insufficient research on the relationship of leadership styles and personal knowledge management. The aim of this study is to determine the mediating role of personal knowledge management in the effect of self-leadership on transformational leadership. The study was carried out with scales of self-leadership, transformational leadership and personal knowledge management. Scales were validated by factor analysis. Structural equation modeling was used to test the relationships. The research universe consisted of the public healthcare managers working in Istanbul. It was found that the validity and the reliability of the research scales were high. According to the research findings; the self-leadership and transformational leadership perceptions of healthcare managers working in public institutions are high. The results obtained demonstrate the existence of a partial mediation effect of personal knowledge management on the positive effect of self-leadership on transformational leadership.

BİR NEFROLOJİ KLİNİĞİNDE İSTENEN PSİKİYATRİ KONSÜLTASYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Mahinur Betül ÇALIŞKAN, Elvan Emine Ata, Mehmet DİKEÇ, Gül Dıkeç +1 more
2022· Karya Journal of Health Sciencedoi:10.52831/kjhs.1052407

Amaç: Bu çalışma, bir eğitim ve araştırma hastanesinin nefroloji kliniğinde yatarak tedavi edilen hastalara istenen psikiyatri konsültasyonlarını incelemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcı, retrospektif desende yapılan bu çalışmanın örneklemini bir eğitim ve araştırma hastanesinin nefroloji kliniğinde Ocak 2016-Eylül 2019 tarihleri arasında yatarak takip edilen ve psikiyatri konsültasyonu istenen 64 hasta oluşturdu. Hastaların dosya kayıtları incelenerek, hastalığa ve psikiyatri konsültasyonlarına ilişkin özellikler değerlendirildi. Bulgular: Konsültasyon istenen 64 hastanın %60.9’unun erkek; hastaların yaş ortalamasının 54.65±15.63 olduğu saptandı. Hastaların %47.7’sinin kronik böbrek ve %46.7’sinin akut böbrek hastalığı tanıları ile yatarak takip edildiği, %23.4’ünde retinopati ek tanısının bulunduğu belirlendi. Araştırmaya dahil edilen hastaların, %40.6’sına ajitasyon ve %28.1’ine depresif belirtiler ön tanısı ile konsültasyon istendiği belirlenirken; hastaların konsültasyon sonrası %38.9’una uyum bozukluğu ve %22.2’sine duygudurum bozukluğu tanıları konulduğu saptandı. Konsültasyon sonrası hastaların %39.1’ine antipsikotik ilaç reçete edildiği saptandı. Hastaların psikiyatri başvuru sayısıyla kreatinin ve potasyum değerleri arasında negatif ve orta dereceli anlamlı bir ilişki bulunurken, konsültasyon istem sayısıyla FT4 değeri arasında ise negatif ve zayıf anlamlı ilişki saptandı (p

İSTANBUL’DA ÇALIŞAN AİLE HEKİMLERİ VE AİLE SAĞLIĞI ÇALIŞANLARINA OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU KONUSUNDA YAPILAN EĞİTİMİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Pelin Şavlı Emiroğlu, Abdullah Emre Güner, Canan Tanıdır
2019· 3.International 21.National Public Health Congress

GIRIS VE AMAC: Otizm Spektrum Bozuklugu (OSB), belirtilerin erken cocukluk caginda basladigi sosyal iletisim ve etkilesimde yetersizlikler; sinirli, tekrarlayici davranislar ve ilgi alanlari ile karakterize norogelisimsel bir bozukluktur (APA 2013). Amerika Hastalik Kontrol ve Koruma Merkezi (CDC) verilerine gore 2006 yilinda sikligi 1/150; 2012’de 1/88 ve 2018’de 1/59 olarak raporlanmistir. CDC’nin yaptigi calisma 8 yasindaki cocuklarda olup 8 yasindan once tani konma oraninin %25 daha az oldugu belirtilmektedir. Bu calismanin amaci OSB Tarama Tanilama ve Takip programinin nitelikli olarak yurutulmesi icin birinci basamak saglik calisanlarina verilen egitim etkinliginin degerlendirilmesi ve OSB konusunda bilgi duzeylerinin ve farkindaliklarinin arttirilmasidir. GEREC ve YONTEM: Bu kapsamda oncelikle Istanbul’da gorev yapmakta olan 38 Cocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanina egitici egitimi yapilmis ve daha sonra birinci basamak saglik calisanlarinin OSB konusunda bilgi ve farkindalik duzeylerini artirmak ve Otizm Spektrum Bozuklugu Tarama Tanilama ve Takip Programi’ni tanitmak amaciyla tum ilcelerde egitimler duzenlenmistir. Calisma 02 Nisan 2018-30 Kasim 2018 tarihlerinde Istanbul’da calisan Aile Hekimi (AH) ve Aile Sagligi Calisanlarina (ASC) uygulanan on test-son test tasarimli kontrol grupsuz mudahale calismasidir. Veriler bilimsel lietaratur taranarak hazirlanan 10 sorudan olusan on test/son test sorularinin AH ve ASC’ye uygulanmasiyla elde edilmistir. Egitim programi 203 oturumda tamamlanmis olup her egitim grubunda 90 dakika teorik egitim ve 45 dakika video ile desteklenmis olgu sunumlari yapilmistir. Referans populasyonunu Istanbul’da calisan 4205 AH ve 3690 ASC olusturmaktadir. Analiz icin SPSS 23,0 surumlu program kullanilmis; veriler sayi, yuzde, ortalama SS ve bagimli gruplarda Wilcoxon testi kullanilarak degerlendirilmistir. Anlamlilik duzeyi p<0,05 olarak kabul edilmistir. Calisma icin Istanbul Il Saglik Mudurlugu’nden 16867222-604.01.01/3090 sayili yazi ile gerekli izin  alinmistir. BULGULAR: Il genelinde AH’lerin %87,8’sine (n=3690) ve ASC’lerin %90’ina (n=3328) Cocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanlarinca ‘Otizm Spektrum Bozuklugu Tarama, Tanilama ve Takip Programi  egitimi verilmistir. Calismaya katilan AH’lerin %76,6’si (n=2825); ASC’lerin %85,6’ si (n=2850) on test ve son testi eksiksiz doldurmus olup analize dahil edilmistir. On testte AH puan ortalamalari 7,47 1,35 iken son test puan ortalamalari 9,01 1,13; ASC’lerin on test puan ortalamalari 7,36 iken son test puan ortalamalari 9,20 ’dir. Analiz sonucunda hem AH’lerin hem ASC’lerin son test puanlari anlamli olarak on test puanlarindan daha yuksek olarak bulunmustur (p=0.000). SONUC ve ONERILER: S on yillarda OSB ile yapilan uzun takip calismalarinda OSB vakalarinin erken tani aldiktan sonra yogun ve nitelikli egitim ile OSB tanisindan ciktigi raporlanmaktadir. Bu nedenle OSB’nin erken cocukluk doneminde taranmasi ve OSB taramasinin cocuk izlemleri icinde yer almasi cok degerlidir. Birinci basamak saglik calisanlarinin OSB farkindaliklarinin artmasi OSB Tarama, Tanilama ve Takip Programinin nitelikli olarak yurutulmesinde oldukca onemlidir. Calismamizda verilen egitimlerden sonra hem AH’lerde hem ASC’lerde OSB konusunda bilgi ve farkindaliklarinin arttigi tespit edilmistir. Sonuc olarak OSB Tarama Tanilama ve Takip Programin in nitelikli yurutulmesi icin tum aile hekimleri ve aile sagligi calisanlarina bu egitimin verilmesi ve aile sagligi merkezlerine supervizyon ziyaretlerinin yapilmasinin programin surdurulebilirligi acisindan faydali olacagi dusunulmektedir. Anahtar Kelimeler:Otizm Spekturum Bozuklugu, tarama programi,aile hekimi, aile sagligi calisani,